Online Pazaryeri Nedir ve E-Ticaret Sitesinden Farkı Nedir?

Online Pazaryeri Nedir ve E-Ticaret Sitesinden Farkı Nedir?

Pazaryeri Kavramı Neden Bu Kadar Karıştırılıyor?

E-ticarete yeni adım atan işletmelerin büyük çoğunluğu pazaryeri ile kendi e-ticaret sitesini aynı şey sanıyor. Hatta bazen deneyimli satıcılar bile bu iki kavramı birbirine karıştırabiliyor. Oysa arada dağlar kadar fark var. Pazaryeri, kabaca söylemek gerekirse, birden fazla satıcının aynı çatı altında ürün sunduğu dijital bir pazar alanı. Trendyol, Hepsiburada, Amazon - bunların hepsi birer pazaryeri. Kendi e-ticaret siteniz ise sadece sizin ürünlerinizin satıldığı, tamamen kontrolünüzde olan bir platform.

Şimdi burada bir duralım. Bu ayrımı neden bu kadar önemsiyorum? Çünkü yanlış strateji seçimi, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için ciddi kayıplara yol açabiliyor. Pratikte gördüğümüz kadarıyla, hem pazaryerinde hem kendi sitesinde satış yapan firmalar bile bu iki kanalı aynı mantıkla yönetmeye çalışıyor - ve bu büyük bir hata.

Pazaryeri Nasıl Çalışır?

Bir pazaryerinde satış yapmak, AVM'de mağaza açmaya benziyor. Kira ödüyorsunuz (komisyon), AVM'nin kurallarına uyuyorsunuz, ortak güvenlik ve altyapı hizmetlerinden faydalanıyorsunuz. Ama vitrin düzenlemesi, müşteri ilişkileri, fiyatlandırma - bunlar sizin kontrolünüzde, belirli sınırlar dahilinde tabii.

online pazaryeri satış modeli

Komisyon Yapısı

Pazaryerlerinin komisyon oranları kategoriye göre değişiyor. Elektronik ürünlerde düşük, giyimde yüksek. Bu durum kar marjlarınızı doğrudan etkiliyor. Bazı kategorilerde komisyon o kadar yüksek ki, düşük marjlı ürünler satmak mantıksız hale gelebiliyor.

Görünürlük Savaşı

Pazaryerinde listelendiniz diye satış yapacağınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Aynı ürünü satan yüzlerce rakibiniz var. Reklam vermeden, üst sıralara çıkmak neredeyse imkansız. Bu da ek maliyet demek.

E-Ticaret Sitesi ile Pazaryeri Arasındaki Temel Farklar

Bir karşılaştırma yapalım ama klişe tablolardan uzak duralım. Gerçek hayatta en çok karşılaştığımız farklılıklar şunlar:

  • Müşteri verisi: Pazaryerinde müşteri size ait değil, platforma ait. E-posta listesi oluşturamazsınız, remarketing yapamazsınız. Kendi sitenizde ise her veri sizin.
  • Marka algısı: Pazaryerinde ürününüz öne çıkar, markanız değil. Müşteri "Trendyol'dan aldım" der, sizin marka adınızı hatırlamaz bile.
  • Fiyat kontrolü: Pazaryerleri fiyat rekabetini teşvik ediyor. En ucuz olan kazanıyor. Kendi sitenizde değer odaklı satış yapabilirsiniz.
  • Teknik altyapı: Pazaryeri her şeyi hazır sunuyor. Kendi siteniz için hosting, güvenlik, ödeme entegrasyonu derken uğraşmanız gereken çok şey var.

Peki hangisi daha iyi? Bu sorunun tek bir cevabı yok ama bence yeni başlayanlar için pazaryeri mantıklı bir başlangıç noktası. Ama orada kalmak? Uzun vadede riskli.

Pazaryerinde Satış Yapmanın Gizli Maliyetleri

Komisyon oranlarını herkes biliyor. Ama işin görünmeyen tarafı var.

Öncelikle, pazaryeri reklamları olmadan görünür olmak çok zor. İkincisi, kargo anlaşmaları. Pazaryerleri kendi anlaşmalı kargo firmalarını dayatıyor ve bu fiyatlar her zaman en uygun olmuyor. Üçüncüsü, iade oranları. Pazaryerlerinde iade oranı kendi sitenize göre genelde daha yüksek - müşteriler daha rahat iade ediyor çünkü platform güvencesi var.

Bu maliyetleri hesaba katmadan "pazaryerinde satış yapıyorum, kâr ediyorum" demek yanıltıcı olabilir. Trendyol'da satış arttırma stratejileri hakkında daha önce yazdığımız içerikte bu konuya değinmiştik.

Kendi E-Ticaret Siteniz: Özgürlük mü, Yük mü?

Kendi sitenizi açmak, pazaryerine göre daha fazla kontrol sağlıyor. Ama bu özgürlük bedelsiz değil.

e-ticaret sitesi yönetimi

Trafik çekme sorumluluğu tamamen size ait. SEO, sosyal medya reklamları, Google Ads - bunların hepsini siz yöneteceksiniz. Pazaryerinde hazır müşteri havuzu var, kendi sitenizde sıfırdan inşa ediyorsunuz.

Müşterilerimiz genelde şu noktayı kaçırıyor: Kendi siteniz bir maraton, pazaryeri ise sprint. Hızlı sonuç istiyorsanız pazaryeri, sürdürülebilir büyüme istiyorsanız kendi siteniz. Shopify gibi platformlar bu süreci kolaylaştırsa da, yine de emek ve zaman gerekiyor.

Hibrit Model: İkisini Birden Kullanmak

Bana sorarsanız, en akıllı strateji ikisini birlikte kullanmak. Ama nasıl?

Pazaryerini müşteri kazanımı için kullanın. Orada tanınan, güvenilen bir satıcı olun. Sonra bu müşterileri kendi sitenize yönlendirin - ürün içi kartlar, ambalaj notları, sosyal medya.

Pixor Dijital olarak e-ticaret danışmanlığı verdiğimiz firmalarda bu modelin başarılı örneklerini görüyoruz. Özellikle niş ürünler satan markalar için bu strateji çok etkili. Ama dikkat: Pazaryerlerinin kurallarını ihlal etmeden yapmanız lazım, aksi halde mağazanız kapatılabilir.

Hangi Ürünler Nerede Satılmalı?

Her ürün her kanalda aynı performansı göstermiyor. Standart, fiyat odaklı ürünler pazaryerinde daha iyi satıyor. Özelleştirilmiş, hikayesi olan, premium ürünler ise kendi sitenizde değerini buluyor. Dijital reklam stratejileri de bu kanal seçimine göre farklılaşmalı.

2026'da Pazaryeri Trendleri

Bu yıl pazaryeri ekosisteminde birkaç önemli değişim görüyoruz. Canlı yayın satışları yaygınlaşıyor. E-ticaret kavramı artık sadece "ürün listele, satış bekle" değil, içerik üretimi ve etkileşim gerektiriyor.

Ayrıca pazaryerleri kendi lojistik ağlarını güçlendiriyor. Depolama hizmeti sunan pazaryerleri, hızlı teslimat vaat edebiliyor. Bu da bağımsız satıcılar için rekabeti zorlaştırıyor.

Bence bu trend devam edecek ve pazaryerleri giderek daha fazla kontrol isteyecek. Bu da kendi e-ticaret sitenizin önemini artırıyor - bir B planınız olmalı.

Son Söz Yerine Bir Soru

Pazaryeri mi, e-ticaret sitesi mi tartışması aslında yanlış bir soru. Doğru soru şu: Hangi aşamada hangi kanal daha mantıklı?

Yeni başlıyorsanız ve bütçeniz kısıtlıysa, pazaryeri ile başlayın. Ama orada kalıp, platformun kurallarına mahkum olmayın. Marka oluşturmak istiyorsanız, er ya da geç kendi sitenize yatırım yapmanız gerekecek.

Pixor Dijital'de şunu sık söyleriz: Pazaryeri bir araç, amaç değil. Onu kullanın, ama ona bağımlı kalmayın. Çünkü küresel e-ticaret dinamikleri her an değişebilir ve tek bir kanala bağımlı olmak riskli bir strateji.